A

Herkeslere selam, Gıdı’ya kusmuk…

saat 00.48. bugün yatağımda yatmamaya karar verdim. oturma odasına geçtim. gün boyu çalıştım, çalıştım ta ki boynumu hareket ettiremeyinceye kadar. ayağa kalkıp hole çıkınca düşüverdim birden, banyo kapısının önüne. sonra sana duş almayı eskiden çok sevip şimdi neden nefret edip, sadece soğuk suyla yıkandığımı söylemediğim aklıma geldi. kapının oraya oturdum Gıdı. oturdum. utanarak ağladım.

on sekizime aylar kala alacalı bir meyhaneye bulaştım Gıdı. yine bir gün can attığım bu müstesna olayı gerçekleştirmek isterken termosifonu açtım, süreler geçti, banyoya girdim. su asla ısınmadı ama. yine de işimi hallettim ve çıktım. orada ölseydim Gıdı, ölseydim de geceler boyu ölümümü duama koyup yüzüme sürmeseydim.

salih bey faturanın çok geldiğini söyledi. en çok ben kullanıyormuşum. zıkkım olasıca beynim bunu almıyormuş. bundan termosifonu kapatmış. utandım. gece ağladım bende.

benden bir halt olmazmış. 
ben bunları biliyordum be Gıdı. niye bana bilmediklerimi öğretmedi. biliyorum, suçlu bendim. bir şey diyemedim,icap da etmezdi zaten. anca bu kadar anlatabilirim Gıdı. yirmi sekiz senelik hayatımda bu kadar halt olabildim. geri kalanını da hep yuttum.

üzülmeni istemem, gerek de yok zaten. senden gizli huzur(!)evlerine gidip kırmızı gözlerle gelmem bundandır. amcalara çok anlattım. 
haklarını helal etsinler.

insan çok şey biriktiriyor kalbinde Gıdı. tabi, gelip geçen çok şey var hayatımızda. bu yazdığım hayatın incelikleri, naiflikleri. zulmün içimize girişi, divan başına oturuşu.

iyiyim Gıdı, gerçekten. öğretmenim, çalışıyorum. evim var, bizim usül kahve yapmayı öğrendim, yemek de az uz cepte.

kabullenmek, bu yoldaki en güzel hediye Gıdı. teşekkür etmek hayata ne büyük silah. evet zordu o günler ama ne gerek var ki kötü günleri anmaya, sana sunmaya. nereden geldiğimizin, neler yaşadığımızın pek bir önemi yok Gıdım. önem kalpte, karakterde ve gülümsemede.

zilyonlarca derdimi yazıp, seni de karamsarlığa sarabilirim. peki,bu ne haddime Gıdı. ne haddime insan öldürmek. gerek yok ki.hayatın çokomelli büskeviti de bu canını sevdiğim.

bu yazdığım olayı da insani sıfatlardan ötürü yazdım Gıdı. çilli, iyimser gülhanım olduğum için değil ya da falçatayı nötrocina gibi bileğime beş vakit sürdüğüm için.

sen gidince birileriyle tabiki de konuştum. her konuştuğum nasıl böyle düşündüğümü sordu. dedim estağfirullah, buyrun önden. sonra konuşmadım onunla.

çünkü övmek ve övülmek, kibir alametidir Gıdı. mazallah o niteliğimizi yitirmeyelim.

ama seninle konuşmak her daim önceliğim vesselam.

*tankları ve silahlarıyla
ve bombalarıyla ve silahlarıyla
kafanın içinde.
kafanın içinde ağlıyorlar*
Reklamlar

evladını kaybetmiş bir annenin suratında*

KELAM.

kendinden vazgeçmeyi sana nasıl anlatırım bilmiyorum. bu zaruri halimi, safi bunca yükün neresinden tutarsın ki. vereceğin hakiki kulak on cümleden sonradır zaten. belki sesimi titretmeyip konuşursam birkaç tahammül daha eklenir. seni beklemenin hikayesi nicedir tek fiilim. ne zamandır kendimi kaybedişim ve terkedişim kollarımda. hayat yolunda tökezlemek geleneksel bir ağıt artık. gelme ağıdı.

B

Herkeslere selam, Gıdı’ya kusmuk…

saat 23.27. gün boyu yağan kar asla kafama düşmedi. çünkü saçlarım kamufle etti. senelerce zeki insanların miyop olduğu konuşuldu,oysa saçımdaki karı bile göremedim Gıdı.

buraya alışmadığını kafkadan, süreyyadan ya da herhangi bir zırtop ergenden daha erken söylerdin. kelimelerimi bağışla ben millete söver, üstüme çekerim. sen de buna kızarsın. bana kızsana.

geçmiş zaman kipleri ne kötü Gıdı. bunu şimdi uydurdum fiyakalı olsun diye. yoksa ne diye üzülücem gidişine. gittin zaten, gelmedin de. o gün sözleşme imzalamıştık beraber uyuduğumuzda ayaklarımızın birbirine değmeyeceğine dair. sabah kalktığımda popon ve bacakların sırtımdaydı.

seni azarlamaya kalktığımda ayaklarının teknik olarak havada kaldığını ve bu sebeple bana değmediğini söylemiştin. seni los encılıs kaymakamı, halt etmiştin yine. sonra ben üzerine oturmuştum ve suni tenefüs yapmaya yeltenmiştim. bunun sonrasını anlatmayacağım.

annen ve baban ölmüştü. öyle vefat etmiş diyemem ben, bundan mütevellit kusuruma bakma ben de böyle bir sendikayım işte. ben bu acıyı çekerek cennete gireceğim, seni de yanıma alacağım derdin. ben de beş biletine ikimize cehenneme çök havalı biletler hazırlayıverirdim. güzel günlerdi mal(şal-kal-far)bayım.

üzüldüğümde senle bile konuşmazdım, kendimi kitaplara verirdim. farsça yanık şarkılar dinler, oturur ağlardım. pencere silmeden kurtulduğumu söylerdin.
hep pencere kenarında ağlardım.

ben dağınık bir insandım. öyle insanlarla konuşmaya çekinen, çirkin kelimesinin hakkını verenlerden hani. kendime de asla bakmadım zaten, kırotis de pek tiklemedi beni. 
beni bağışla, laf ebeliği yapa yapa baytar ebesi oldum.

evet dört tane kedim bile var. kedilerimle resim çekinmedim ama. çok nazar var Gıdı. bu arada kedilerime isim verdim. en önce doğandan sona doğru sayıyorum bak.
g
ı
d
ı.
biliyorum biliyorum oldukça marjinal bir amerigan skandalı. beş olsaydı bir amerigan mandası olacaktım. (süphanallah ilk defa anlamayanlar baksın. t r u m p.)

yine penceredeyim Gıdı. babamla konuşurken birden ayağa kalkıp annemin çay istediğini sandım. çayı bitmemiş. annem bi’ garip baktı be Gıdı. 
vaktimin az kaldığını biliyor gibiydi.

güneş doğmaya başladı. gelsene yanıma.

pencereler yalama oldu.

Ve Da

Veda adam

Dağdan dağa arşınlanan velut

Dönüşüm kerestesinde bin tabur

Mayası hazır, vurun.

Pek fuzuli bu ruhum

Boyu bir çentik toz

Öteden galip bir yavuz

Sicim saçılmış, savurun.

Ve sürmeyi yapan bin hokka

Batın dilli bedenler bir musalla

Benimdeki dışavurum müstesna

Kırık hançer, bağır yanık.

Kına yakın bağın köküne

Zarif dert ilmek ilmek

Zillet dağın eteğinde

Ölgün tarihe kalıp basan millet.